Kayıtlar

karanlık etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Mum Metaforu

Hayatın içinde bir yerlerde, boşlukların asla doldurulmamış köşelerinde asılı kalmış mumlar gibiyiz hepimiz. Kimimiz kendi kendini söndürmek için dörtnala eriyor, kimimiz ötekinden güç alıyor. Kimimiz ise kendi kendini öldürürken doğuruyor… On binlerce mum… Hepsi bir boşluğun el değmemiş on binlerce köşesinden birinde öylece duruyor… O boşluğun bize sunduğu alan içinde ne ileri gidebiliyoruz ne de geri. Topluca, bizi içine çeken bir okyanusa doğru hissedemeden sürükleniyoruz. Hissetmeye çalışanlarımızı daha çabuk örseliyor gönülsüz çıkılan bu yolculuk. Nitekim öylesine hareketsiz bir sürüklenme ki bu, söndükten sonraki son cılız umudumuz dahi salınarak yükselemiyor, olduğu yerde dağılıveriyor. Sağa ya da sola kıvrılamıyor. Ötekinin dumanına karışamıyor. Birkaç saniye almıyor izinin silinmesi. Birkaç saniye almıyor hatırlanmaması… Okyanusun içindeki dünyayı bilmeden yol alıyoruz. Kimsenin itirazı yok gittiğimiz yöne. Kimsenin çırpınacak gücü, kıvılcımını dağıtacak mecali yok. Büyük bi...

Bazı Karanlıklar

Bazı karanlıklar düşüyor peşime. Gece boyu, arkama bakmadan bazı karanlıklardan kaçıyorum soluklanmadan. Sanki dursam, sanki bir kez dinlenmeyi denesem, her hücremi sarıp sarmalayacak, içinde kendime bile yer bırakamayacağım bir renksizliğin, cansızlığın, monotonluğun içine hapsolacağım… Oysa böyle değil, severim ben siyah beyazları, onların insanların yüzlerindeki her bir çizgiyi anlamlaştırmasını, olgunlaştırmasını… Severim monotonluğu. Alıştığım yüzler ve mesellerle yaş almayı. Aynı döngünün içinde, fazla insan tanımadan ve fazla hayata karışmadan kendi köşemde yılları atlamayı… Yoruluşum bu saatlerde başlayıp sabahın ilk ışıklarına kadar katlanarak ve kıvrandırarak devam ediyor. Ne yana dönsem, çivili duvarlar, tahtalar, kapılarla karşılaşıyorum. Yılmadan, çivili bile olsa hangi kapıya koşsam çalmak için, ardında aynı karanlığa giden yolları görüyorum. Oysa böyle değildi, benim çaldığım kapılar yeşil dağlara uzanırdı, yağmuru tazecik gökyüzünü gösterirdi. Sonbaharla kış arası...

Üç Küçük Beyaz Mum

Tek başımayken beni korkutan, üzen, olmazlıklar ile dolu bir çukura düşmüşüm hissini veren her şey, o manzaranın karşısına geçtiğim zaman sanki üzerimden işinin ehli bir usta tarafından itinayla çekiliyor ve tekrar bana yaklaşmaması, üzerime yapışıp ruhumu sıcak asfaltlar arasında, yer kabuğunun derinlerinde çırpınarak eriyen karanlık gibi eritmemesi için nöbetler tutuyor asırlarca. O manzarayı bir saatlik seyredişim, bin asırlık bir koruma büyüsünün üstüme gizliden gizliye ve usulca salınışına vesile oluyor. Şişenin kapağı bir anda açılıyor ve içinden tüm hayatıma, beni tüm gece hüzünle ve huzursuzlukla düşündüren kaygılarıma parıltılı küçük tozlar halinde erişmeye başlıyor. Havada uçuşan zerrecikler, manzaraya karşı üflediğim karahindibalarını anımsatıyor. Seyrim devam ettikçe ve ben ferahlık abidesinin içindeki labirentleri arşınlamaya başladıkça hissediyorum ve anlıyorum ki insana kendini hissettiğinden farklı düşündüren ya da düşündüğünden farklı hissettiren şey tamamen atmosfer...

Sirkat Destanı

Tepemde haddini çoktan aşmış tumturaklı bir gök ve hemen altında sehven göz göze geldiğim, sönmekte olan bitap yıldızlar… Gök, haddini her gün tam da bu saatlerde rengini açmak cüretini göstererek aşarken, öldürdüğü binlerce şeyin arasında yalın ayak gezinen kara pelerinli bir cellât. Rengi saatler ilerledikçe açılırken, gezinirken giyindiği pelerinine de bir o kadar kara bulaşıyor. Rengini açtıkça, sabaha karşı kıyısına vuran fikirleri öldürüyor. O kıyıdan izlenilen yakamozu çalıyor cümlelerin içerisinden. Yıldızların yerlerini sorgulayan, ölenler için de yaslar misafir eden gözlerden ferler çalıyor bir bir. Saatler birbiriyle yarışıp bir kazanan belirleme kavgasına düşerken gök, aydınlanmak için geceyi ev belleyenlerin camlarını indiriyor aşağıya. Parçaladığı camların cümlelerinden noktaları çalıyor. Her gün, bir önceki günden daha fazla vurgun yapmış olarak doğuruyor güneşi, sermayesinin üstüne. Gök, binlerce mavi şapkadır diyen şairlerin yüzünü kara çıkartmaya meyledip giyini...