Kayıtlar

kuyu etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kara Delik Göçü

Hayatımda hiçbir şeyin ortasının olmadığını fark ediyorum. Bir şeyler ya hep oluyor ya da hiç olmuyor. Bir şeyleri ya hep çok fazla hissediyorum ya da hiç hissetmiyorum. Bazen dağları devirmem gereken şeylere gözümün ucuyla bile bakmaya meyletmezken, dikkat bile etmemem gereken şeyleri devirdiğim dağlara dönüştürüyorum... Değişiyor muyum yoksa olduğum yerde mi sayıyorum, bilmiyorum. Hoş değişmenin mi yoksa olduğum yerde saymanın mı daha iyi bir şey olduğunu da çözebilmiş değil henüz ruhum. Bunu da ara sıra diğer her şeyi düşündüğüm gibi derin ve yaşamanın hakkını verecek kadar usulca düşünüyorum. Sonra ben bu şekilde bir başıma ara sıralarımı çoğalttıkça, kişilerin ne kadar az düşündüklerini ve hatta az düşünmeyi ne denli sevdiklerini bir dehşet kuyusundaymışçasına aniden fark ediyorum. Bu fark ediş bana kişilerin kendi varoluşlarıyla ilgilerini kendi elleriyle, büyük bir emekle ve inanamayacağınız kadar büyük bir hırsla gün geçtikçe koparışının haritasını çiziyor âdeta. Meselin en kö...

İki Yazgı

İki farklı pencere, iki farklı ışık evrene bir pervazdan yayılan. Onlarca kez denk düşülen ama bir kez olsun idrak edilmeyen. Aynı sokağın iki farklı gece lambası, seyredilen. Yağarken, birbirine asla değememiş iki kar tanesi. Bir vaziyete dâima birlikte ulaşabileceklerken, aniden sola sapıp bir ritmin içinde kaybolanların ezgisi... İki yazgı. Biri eğri; öteki buruşuk iki çizgi.. Güneşin varlığına son vermesine en yakın olduğu saatti belki her ikisinin de o büyük ve heybetli kasvetin içine düştüğü an. Güneşin, sahipliğini üstlendiği yerini bir başka mevcutluğa emanet edip gitmeyi seçtiği vakitte, onlar da birbirlerine emanet etmeleri gereken adımlarını koydular ceplerine. Hasbelkader saklamaktı bu belki de. Ceplerinin delindiğinden habersiz, hızlandıkça hızlandı ikisi de... Birinin nefesi onu loş bir ışığın altında, yarı yolda ince ama tok bir keman sesinin dağılışında bıraktı; ötekini daha yolun başında bir bankta öylece, soğukla gecenin sarsıntıyla birlikte birbirine kavuşmasınd...

176 İhtilâli

Aylardır bir ses bekliyorum. Kendimden, sizden, birilerinden, bir şeylerden... beni yeniden kaleme sardıracak bir ses, bir inleme, bir cümle. Öyle bir cümle olsun istiyorum ki bu, aynı anda aklımdan yüzlerce cümleyi ayaklandırsın. Aynı anda galeyana gelsin tüm kelimeler. Kaoslar çıksın zihnimde. Odalar kurulsun, soğuk soğuk karanlıklar dizilsin heybeme, zaten olanlardan farksız. Yeni bakışlar, yeni göz devirişler uyansın uykularından. Bana öyle bir cümle verin ki, o cümle ruhumun ülkelerini bağımsızlık savaşlarına tutuştursun. Bir millet peydâ etsin içimde. Bir cümle verin bana. Ellerime kelimeler çizin. Kayıp koridorlarımda yankılanan sesim bastırılsın. Geceyle gündüzü kavuştursun o cümle. Ayakları yere bassın. Elleri çiçek tutsun. Nefes alsın... Bana bir cümle verin. Boğazımda istiflenmiş korkularımı katlasın. Bir cümle verin bana. Gözleri hiçbir kargaşaya maruz kalmamış nefeslerin önüne bırakayım. Hiç var olmamışların seslerine dağ olsun, yankılandığı geceye kucak olsun, hırslarda...